Bildiğin Hikaye

Her sabah erkenden kalkıp endişeyle, aceleyle gittiğimiz yer neresi, gittiğimiz yerde ki herkes ne için hergün orada, orada ki herkes olarak ne yapıyoruz.

140 metre kareden küçük olmayan evlerimizin kaç metre karesinde yaşıyoruz, 500 metre kare evi 1 dönüm bahçesi olanlar ne kadarında yaşıyorlar, elimizi yıkadığımız lavabonun taşının ne olduğu, vanasını çevirince su akan musluğun kalitesi neden bu kadar önemli, hiçbir şeyi düşünmediğimiz gibi bunu da düşünüp karar vermiyoruz bence.

Oturduğumuz ev 50 metre kare olsa, içinde kaliteli mobilyalar olmasa çokmu yazık olur bize !

Evet sistem! değilmi bizi bu hale getiren, insan yüzyılardır bu güç gösterisine devam ediyor, bu bir itibar savaşı. Tek başına bireyler olarak yaptığımız, büyük aileler olarak yaptığımız ve koskoca devletler olarak yapılan şeyin adı itibar savaşı. Dünya üzerinde ki 48 koca devletin bütçesi 3 kişinin bütçesine eşitmiş, açlıktan ölen insanların sebebi ne olabilirdi ki, insan sürdüregeldiği bu itibar savaşının nelere sebep olduğunun gayet tabi farkında.

Banka da ne kadar paranızın olmasını istersiniz, ne kadar mücevheriniz, kaç tane gayri menkulünüz, kaç tane arabanız olduğu zaman daha itibarlı olursunuz, hangi kozmetik ürününü kullanırsanız ve hangi markaları giyerseniz daha güzel! olursunuz. İzlediğiniz dizi deki güzel oyuncu dan neyiniz eksik ki sizde aynı parfümü kullanın sizde onun kadar güzel olursunuz, o dizi de ki bay oyuncunun bindiği araba onu ne kadar karizmatik! yapmış amaç aynı arabayı almak olmalı. O telefondan da almak lazım, o telefondan olmazsa alo demek çok zor, çok karmaşık.

İnsan yüzyıllardır bir güç mücadelesi içine girmiş, kapitalizm bu güç mücadelesini almış bambaşka bir yere götürmüş, insanlar zaman içinde şerefi, haysiyeti, kültürü, bilgiyi bir yana bırakmış sadece maddiyatı ile giydiği ile oturduğu ev ile itibar savaşını verir olmuş. Sizde onun kadar güzel olabilirsiniz, yaşınız mı geçti o zaman cerrahi operasyonlar, estetikler var her şeyin çaresi var siz yeter ki paradan haber verin, dodisi gelene dido.

Sadece itibar savaşı içinde olan toplumda kazanalar olacak, sonra bu kazanalar arasında daha büyük ve acımasız bir rekabet, sonra daha büyük bir savaş en son kazananda en itibarlı olacak, kazananlar çıkıp topluma kazanmanın yollarını anlatacak ve sizde böyle yapın diyecek. Üniversiteyi ikinci sınıftan terk eden ve çok zengin olan bir savaşçıyı Üniversiteye getirecekler ve o diyecek ki “siz hepiniz benim işçilerim olacaksınız”, hocalar ve öğrenciler alkışlayacak, hayran kalacak. Kimse itibarın gerçek anlamını öğretmeyecek, dergiler en itibarlı adamları listeleyecek. İlgiyle izlenecek en itibarlı adamlar, kadınlar, onların çocukları, bindikleri arabalar, hatta özel hayatları, hatta gece yaşamları. Ama en fakir olanların listesini kimse yapmayacak, kimse merak etmeyecek onların ne zaman açlıktan öleceğini, nerede yaşadığını ve gece hayatını. İtibarı parayla ölçen toplum sevgiyi neyle ölçeceğini bilemeyecek, arkadaşlığın değerini, insanlığın değerini neyle ölçeceğini bilemeyecek. Sonra hepsi toplum çok bozuldu diyecekler, bu dünyaya çocuk getirmekten korkacaklar. Arada bir kendilerinden daha itibarlı adamların yardım kuruluşlarının kermeslerine katılacaklar, yardımda bulunacaklar, kişlerin daha itibarlı olmalarına katkıda bulunacaklar. Bu kermelere katılacak kadar itibarlı olmayanlar da kısa mesajlarla katkıda bulunacaklar yardımlaşma derneklerinin siyasi organizasyonlarına, neden yardım ettiğini bilmeden.

Yardım kuruluşlarının, vakıfların, derneklerin bile kişilerin itibar savaşına destek olduğu güne geldik, inançların maddiyat için araç olduğu gündeyiz, siyaset uzun zamandır zaten araç. 

Aramızda ki farktan, hayat standartlarından, yaşam konforundan bahsettim biraz, liberal ekonominin ve demokrasinin vaad edilen güzelliklerine hiç rastlayamadım, dünya malının büyük bölümüne sahip olan kişilerin sistemi bu elbette, onların itibarını daha da artırmaktan başka neyi amaçlayabilirdi ki.

Eğer merak ediyorsak peki biz kimiz diye işte o son insanız biz. Fukuyama’nın anlatmaya çalıştığı, büyük çarkın küçük dişlileri, itibarı! uğruna herşeyini feda edebilecek olan, tamda kendisinden istenildiği gibi hiç düşünmeyen, reklamların verdiği ince mesajları hemen kapabilen, yeni trendlere kolayca ayak uydurabilen o son insanız.

Bu çarkın çomağını bekliyorum. Tarih o zaman tekrar başlar.

  • Facebook
  • LinkedIn
  • Delicious
  • Orkut
  • Twitter
  • Reddit
  • FriendFeed
  • Digg
  • Share/Bookmark

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.